O kendi başına daha güçlüydü kendi sağduyusu onu öyle iyi ayakta tutuyordu ki,acıları ne denli şiddetli ve ne denli tazeyse kararlılığı o denli sarsılmaz,neşeli görünümü o denli değişmezdi.
Jane AUSTEN-Akıl ve Tutku

22 Kasım 2011 Salı

bu blog sanırım ölmüştür hayalet okuyucularım.) Bu blogun yazarı bir nevi ölmüş, yeniden doğmuştur.
Başlı başına bir neo-reenkarnasyon geçirmiştir:)
 so, iyi ömürler ve çooook sevin!

2 Ekim 2011 Pazar

doğrulanan tarot falı

bikaç hafta önce bizim ikizlerden dasiq söylemişti,tarot bakarken bana: hayatında pek çok yenilik yaptın resmen tavırlarını düşüncelerini değiştirdin pek çok konuda,, şu an çok mutlusun ama bi gün bunların hepsinin sallanıcağı bi dönem yaşıyacaksın, sorgulamalar, düşünceler içinde boğulacaksın demişti.. tmm bu kadar edebi söylememiş olabilir ama söyledikleri temel olarak böyleydi:)) Doğru çıktı hayalet okuyucum,,sorguluyorum,buluyorum, değiştiriyorum,sorguluyorum,,, farklı biri olarak uyanıyorum her gün..

27 Eylül 2011 Salı

http://www.youtube.com/watch?v=I2znAqF7_Cw


bu hafta,, bilgisayarı her elime alışımda bi yandan youtubedan hemen açtığım şarkı:)

26 Eylül 2011 Pazartesi

biliyorum saçmaladım. ruh halimi anla diye adının içinde black olan tüm sevdiğim şarkıları yolladım. sonra baktım kirletmişim duvarını. sıkıldım sanırım. naptım ki bugün. 1 dersim vardı. italyanca. ama hep ben cevap verdim biliyo musun, bruno susturdu en sonunda uyuyan kısımm uyanın dedi sınıfa. sonra odayı topladım. borcum vardı,faize binmeden asgari tutarı ödemem gerekiyodu bugün yarın,, kyk kredimi çekmeye karar verdim, bi de ehliyet için harç yatırmam da gerekti, sarıyere indim ama iner inmez bankalar öğle arasına girdi, o sırada kazak giydiğimin farkına bayağı vardım ki zira sıcak; denizin manzarasını, sarıyer parklarını, hayvanlarını güvercinlerini,bana ilginç gelen insanlarını, ilgimi hiç ama hiç çekmiycek derecede soldurdu gözümde. güneş tepemde bekledim 1 saat, güneş saklanınca bulutların ardına üşüdüm, yavaş yavaş çıkarken bulutlardan orada duraklat tuşu olmasını diledim, zira tamamen çıkınca tekrar lanetler ettim. 13.22 gibi ziraat bankasının önüne gitiğimde çoktann kapının önünde kuyruk olmuştu, açıldı, para çektim, halk bankasına harç yatırmam gerekiyordu, sıcak kafama vurmuş olmalı ki 4 kişiye sorduğum halde aynı sokaklarda dolaşıp durdum yine de bulamadım,bulduğumdaysa bekleyen 41 kişi var yazıyordu sıra fişinde. içerde oturacak yer yok, olsa da oturmam zaten, bankada herkes yaşlı,dışarda karşı kaldırımda, bi ford ve volkswagen arasına ilişip yere çöktüm, gölgeydi, o yüzden çok sorun etmedim,  bankanın kapısı  her açıldığında içerdeki işaretli levhadan sıra numaralarnı takip edebiliyodum. Yolda geçen bikaç apaçi tarafından kesildim. bi ara arkamda iki teyze karşılaştı, müziği duraklatıp onları dinledim, iyiyim sen nassılsın,iyiyim işte bizim oğlanla uğraşıyorm okullar açıldı, sen nasılsın bi yaramazlık yok ya,, ilginç değildi, müziği tekrr açtım.Kate nashin merry happysi, bi de modest mouse float on,, O sırada, çok yakınlarda bi caminin olduğundan emin olmamı sağlıyacak kadar yakından ve yüksek sesli sela okunmaya başlandı. Adı sela mı emin değilim, ama hani biri ölünce söyleniyor ya, sonra pek bişey hissetmiyorum sanırım dedim ama karşıdan bastonuyla sanki bilinerek x8 kez yawaşlatılmış boynundaki çizgi çizgi kıkırdakları görünen beli bükülmüş dedeyi izledim, o da duyuyordu selayı ;ama kimbilir o ne hissediyordu, kendi selasının ne kadar olduğunu aklından geçirmiş miydi, yoksa bu zaten hiç aklından çıkmıyor muydu, belki de yıllardır ölümünün her an gelebileceğini düşünmekten bıkmış, her şeyi olacağına bırakmıştı..sence?? veznedeki adam hangi sınıf ehliyet alacağımı sordu, durakladım b dedim emin olmadan sonra adamın yüzünde gelip geçen bi sırıtış sezinledim ve bu araba olayını çok iyi bileceğimii planladım, bir daha kimseyi güldümeyecek kadar, hatta hayran kalınacak kadar. Sürücü kursuna uğradım, dosyayı aldım emniyete randevu alıp teslim etmek üzere,,okula gelen dolmuşa bindim, bi türlü hareket etmemesi güneşin de boğuculuğuyla uyumama sebep oluyordu, annemin telefonuyla kendime geldim,, okulda indim..bankamatikten kredi kartı borcunun asgari miktarını yatırdım, pidebandan zeytinyağlı alıp çimlerde yedim, dün yemek için peşimi bırakmayan kahverengi köpeğin şimdi neden yanımda olduğu halde istifini hiç bozmadan uyumaya devam ettiğini anlamadım,,ödevlerim var, yapmak istemiyorum,,sanırım duşa girsem iyi olucak,, saç maskesi mi sürsem yoksa zeyinyağı mı,, zeytin yağını yatarken süreyim, zira o en az 1 saat saçda durmak ister..bi arkadaşım gülizz derstemisin, acil cevap ver diye mesaj attı hayır dedim, 1 saattir geri dönmedi,,kaloriferleri ne zaman yakacaklar bence oda artık o kadar da sıcak değil..iki tane incir yedim..bir gargamel gördüm...hümeyra, haşimin merdivenini şarkı olarak yorumlamış,,bana komik geldi, ama biraz etkilendim de.radyoilef dinliyorum şimdi,blowing kisses in the wind çalıyor, ama gelen mesajlar yüzünden kesiliyor yayın..şeyy iphonedan dinliyorum da..şimdi duşa giriceğim ya hangi şampuanımı kullansam, birinin kokusunu sevmiyorum, öteki de çok nemlendirmiyor gibi .sanırım biraz sıkıldım,,o yüzden adının içinde black olan sevdiğim ve aklıma gelen tüm şarkıları sana yolladım, ama sen tüm yazımı duvarını kirlettiğinden sanırım silip attın.(

18 Ağustos 2011 Perşembe

sonunda yazmaya başlamayı başardım,zira paylaşmak istediğim tonlarca şey olduğu halde elim gitmiyordu.)
lise hayatımın lanetli hatıraları,(( neden lanetli,,ben lisede ineğin tekiydim okuyucu,şimdi söyleyeceğim şey ile inekliğin bile sınırlarını zorladığımı hemen kavrıycaksınız: 4 yıllık lise hayatım boyunca 5-6 saati geçmiş uykum yoktur sanırım, ödev yok sınav yok ama ben hep çalışırdım hep !--neyse lise birincisi olduğumu eklemeden yapamayacağım ama=D )) nerde kalmıştım ha lise hayatımın unutmak istediğim lanetli anıları dünkü sınıf buluşmasıyla başarılı bir şekilde tarihe gömüldü. Lise arkadaşlarımla bi iftar yaptık :) ki ben berbat bi ruh haliyle aynı zamanda da hastalıklı ve bitkin olduğum halde istisnasız herkesin değişimimden müthiş etkilendiğini fark ettim, hatta o okuldaki popüler hani çalışmayıp dersleri asan, yine de hocaalrın en çok tanıdığı, birlikte esprileştikleri tipler var ya onların bile yanımda ezik hissettiğini gururla fark ettim:))
eveetttt  oldukça belirgin bir şekilde bir ergen  gibi yazdığımın farkındayım, ama olan buydu yani yazmasamıydım:)) ?
neden berbat bir ruh halindeydim?? çünkü buluşma yeri olan kebabçıya varana dek  geçtiğim sokaklardaki nerdeyse tüm insanların bakışları altında ANKARAYA lanetler ederek şortum, desenli çoraplarım, modaya uygun botlarım ve yanına oyuncak zürafam yerleştirilmiş çek çekli küçük BAVULUMLA gözlerim dolu dolu yürümek zorunda kaldım.)evi az önce terk etmiştim!
peki neyse sonra devam ederim..ergen yazılarımla canını sıktıysam olmayan okuyucu af dilemiycem zira 1500 kez ifade ettiğim üzere bu yazılar sadece ve sadece yaşlı BEN için yazılıyor!!